Dikkat

Bu bloga girerken ya da yorum yazarken kimsenin isim, mail..vb. bilgisini istenmez, üye olmak gerekmez. Kişisel bilgilerinizi asla vermeyiniz.

Adres satırında (ilk kısmında) myelomabilgi.blogspot.com.tr yazmalıdır.

 

14 Kasım 2007 Çarşamba

Hissedilenler ve ruhsal durum

Hastalığın ruhlarda yarattığı hasar, bence bahsedilmesi gereken en önemli kısım. Sadece hasta için değil, yakınındakiler için de. Bekliyorsunuz ki, doktorunuz sizin içinde olduğunuz ruh durumunu anlasın ve size psikolojik deste de versin. Bunun olmayacağını bilin. Hele ki devlet hastanesine gidip geliyorsanız, Allah yardımcınız olsun.

Çevrenizdeki insanlar iyiniyetli ancak bilgisizler. Moralinizi yükseltmek için, sağdan soldan duydukları şeyleri, gazeteden okudukları haberleri size anlatmaya çalışıyorlar. Sabırla dinlemekten başka çareniz yok. Bazen, sabrınız taşıp terslik yaptığınız da oluyor ama sonunda dinlemeyi öğreniyorsunuz. Sonuç olarak sizi seviyorlar, yardımcı olmak istiyorlar. Onlar olmasa ne yaparız.

Son bir yıl içinde kurmaya ve yaşatmaya çalıştığım küçük işim tümüyle yok oldu. Yanımda çalışanlar başka işlere dağıldılar. Sağlık sigortam olmasaydı ne yapardım bilmiyorum, ama sigorta dışında kalan masraflar bile (örneğin tahlil ücretleri, size aldırılan, kullanmadığınız ancak iade edemediğiniz malzemeler yada faturalayamadığınız masraflar) elimizdeki küçük birikimleri aldı götürdü. Bir ara bunlara çok dertleniyordum, ama artık umursamıyorum. Canınızdan kıymetli bir şey yok sonuçta, üstelik dertlenmek de en ihtiyacım olmayan şey bu aralar..

Hastalığın ilk altı ayında delirmiş gibiydim. Başıma geleni anlamak ve kabul etmek istemedim. İlaçların da etkisi ile, normal olmayan bir şekilde işe sarıldım. Ne yaptığım işler doğru düzgündü, ne de kimseye bir yararı vardı. Anlamadım, dinlemedim. Çok sinirliydim, en yakınlarımı bile kırdım geçirdim.

Şimdi düşünüyorum da, hiç bir zaman eskisi gibi olmayacağını kabul etmek ve yeni sınırlarımı anlamak en doğrusu olurdu. Böylelikle hem ben daha az yıpranır, hem de çevremi az yıpratırdım. Ama, insan bunu kolay kabul edemiyor. Hele benim gibi azimli ve çalışkan bir adamsanız...Muhtemelen, tüm hastalar reddetme- isyan – kabullenme süreçlerinden geçiyor, kendini ve yakın çevresini yıpratıyor. Ruhsuz psikoloji kitaplarında, yada “Kanseri nasıl yendim” konulu bayıcı kitaplarda yazdığı gibi. Bu geçiş kolay olmuyor ve sizin kişiliğinize çok bağlı olan, bambaşka yollardan oluyor. Sabır ve metanet. Size ve yakınlarınıza gereken bu.

Hastanın ruh hali, kişiliğine bağlı olarak değişiyor. Ben zaman içinde sakinleştim ve hayatı kendim ve çevremdekiler için zorlaştırmamaya çalıştım. Fazla yakınmamaya ve neşemi kaybetmemeye gayret ediyorum. Beni anlayan, bana katlanan akıllı ve tahammüllü insanlardan oluşan bir ailem ve dost çevrem olduğuna şükrediyorum. Gerçek zenginliğin bu olduğunu bir kez daha anladım.

Ama çevremde, ailesini kasıp kavuran, yada hayata küsen çok kanser hastası olduğunu da görüyorum. Bu davranışı çok bencilce buluyorum.

Sanırım bu süreç beni olgunlaştırdı. Eskiden önemli bulduğum,kızdığım,sinirlendiğim, özendiğim bir çok şeye artık gülüp geçiyorum. Karakterim değişmedi tabi ama, dünyaya ve insanlara bakışım değişti. Bu hastalık sizi hırpalayarak öğretiyor. (edebimizle öğrensek farklı olurmuydu acaba?).

Bir yıl önceki halimle karşılaştırdığımda, çok iyiyim. Görenler sağlıklı halimden ayırd edemez ve neler yaşadığımı asla tahmin edemezler. İşime koşturacak enerjim var, neşem de yerinde. Halime çok şükrediyorum. Ama bu iyi olduğum anlamına gelmiyor. Aldığım ilaçlar güçlü ilaçlar ve yan etkileri beni yıpratıyor. Başıma traji komik şeyler de geliyor.

Bir ay kadar önce evde bayıldım ve ayıldığımda kafam ve yer kan içindeydi. Düşerken başımı radyatöre çarpmışım ve baygın kaldığım süre içinde kanamış. Böylelikle hayatımda ilk defa bayılmış oldum. Neyse, kafama dikiş attılar ve bir şey olmadı. Yolda yürürken ayağım burkuldu, aylardır iyileşmiyor... İçtiğim kortizonların bana hediyesi olan ‘on kilo’ nun ve göbeğin sonucu herhalde.

Umarım otolog beni uzunca bir süre rahatlatır ve aldığım ilaçların dozunu düşürür. Eski çalışma tempoma dönemeyeceğimi de idrak ettim. Böylesi daha iyi. Kendimi eskisi kadar yormadan ne yapabilirim, bunları araştırıyorum. Başımda Demokles’in kılıcı ile yaşamak...iyi mi kötü mü bilemiyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Lütfen isim vererek doktorları kötüleyen yorumlar yazmayınız ve/veya yakınlarınızın vefatını bildirerek diğer hastaların moralini bozmayınız.
Yorumlarınızın yazı konusu ile ilgili olmasına dikkat ediniz. Genel konulardan ya da durumunuzdan bahsedecekseniz yorumunuzu Forum-2 yazısının altına yazınız. BLOGDAKİ YAZILARI, YORUMLARI TAM OLARAK OKUMADAN SORU SORMAYINIZ. ARAMA KUTUSUNU KULLANARAK SORMAK İSTEDİĞİNİZ KONUDA DAHA ÖNCE YAZILAN TÜM YAZI VE YORUMLARA ULAŞABİLİRSİNİZ.

Mail adresimi bulup mail atanlar: Mail'e cevap vermiyorum. Lütfen soru ve düşüncelerinizi blogdaki açık forum sayfasına ya da ilgili konunun sayfasına yazınız.

Pazarlama mesajlarını silmek için yorumlar denetlenmektedir, bu nedenle yorumunuzun yayınlanması biraz zaman alabilir. Katkıda bulunduğunuz için teşekkür ederim.