Dikkat

Bu bloga girerken, kimsenin bilgisini istenmez, üye olmak gerekmez. Kişisel bilgilerinizi asla vermeyiniz.

Adres satırında myelomabilgi.blogspot.com.tr yazmalıdır.

 

28 Ekim 2009 Çarşamba

Zerdeçal

Zerdeçal'ın anti kanserojen etkisi ile ilgili çok yazı okuyorum. Yabancı mail gruplarında Myeloma için de iyi olduğu yazılıp çiziliyor. Son olarak bu gün gazetelerde şu haber çıktı :

Cork Kanser Araştırma Merkezi bilimcileri, köri yapımında kullanılan zerdaçalın etken maddesi “kurkumin”in laboratuvar ortamında yemek borusu kanseri hücrelerini öldürdüğünü saptadı.
Dr. Sharon McKenna ve ekibi, kurkuminin kanser hücrelerini 24 saatte öldürmeye başladığını gördü.
Uzun zamandır kurkumin maddesinin (zerdeçalın içinde bolca var) iyileştirici etkisi bulunduğu düşünülüyordu.
Kanser uzmanları, British Journal of Cancer dergisinde yayımlanan araştırmanın, doktorların yeni tedaviler bulmalarına yardımcı olacağını belirtti.
Birleşik Krallık Kanser Araştırma kurumundan Dr. Lesley Walker, bu araştırmanın, zerdaçalda (hint safranı) bulunan doğal kimyasalların özafagus (yemek borusu) kanserinde yeni tedaviler için kullanılması olanağı sağlayacağını söyledi.
Walker, özafagus kanseri oranının 1970’lerden bu yana yarı yarıya arttığını, bunun obezite, alkol tüketimi ve reflü hastalığındaki artıştan kaynaklanıyor olabileceğini bildirdi.


Sanırım ölçülü miktarda zerdeçal tüketilebilir. Köri soslu tavuk da çok güzel olur zaten.

EK : Bir dostun işaret etmesi üzerine aşağıdaki linkleri buldum. İngilizce ve sadece doktorların anlayabileceği nitelikte yazılar. Benim anladığım, biraz zerdeçal yemenin faydalı olabileceği. Özellikle de kortizon aldığı halde azmış myeloma ile baş edemeyenler için faydalı olabilir.


http://www.jimmunol.org/cgi/content/abstract/171/7/3863

http://mcr.aacrjournals.org/content/7/1/118.full.pdf

http://mcr.aacrjournals.org/content/7/1/118.full

23 Ekim 2009 Cuma

DOMUZ GRİBİ’nden korunmak için basit fakat etkili önlemler.

Her türlü enfeksiyonun bizim için çok tehlikeli olduğunu biliyorsunuz. Daha önce, korunmaya ilişkin yazılar da olmuştu blog'da. Bu kez aşağıda, ilginç bir yazı göreceksiniz. Hem hastalar hem de ev ahalisi için yararlı olduğunu düşünüyorum. Hiç bir ilaç önermediği için de blog'a almayı uygun gördüm.

Aşağıda okuyacağınız önlemler Dr.Vinay Goyal tarafından herkesin yararlanabilmesi için yayınlanmıştır.

Dr.Vinay Goyal: Yoğun bakım ve Tiroit uzmanıdır. MBBS, DRM DNB.20 yıldan fazla klinik tecrübesi vardır.Hinduja Hastanesi, Bombay hastanesi, Saife Hastanesi, Tata Memorial hastanesi gibi önemli kurumlarda görev yapmıştır. Şu anda Malad’da, Riddhiviayak Cardiac and Critical center’da Nükleer ilaç departmanı ve tiroit klinikleri şefi olarak görev yapmaktadır.

Mikrobun vücuda giriş noktaları yalnızca burun delikleri, ağız ve boğaz yoluyla olmaktadır. Çok bulaşıcı bir yapıya sahip olmasından dolayı her türlü önleme karşı H1N1 virüsüyle temas etmekten kaçınmak veya korunmak imkânsızdır. H1N1 virüsüyle temas etmek virüsün vücutta çoğalması kadar önemli değildir.

Sağlığınız yerinde ve H1N1 hastalık belirtileri göstermiyorken virüsün vücutta üremesini, belirtilerin daha da şiddetlenmesini ve ikincil enfeksiyonların gelişmesini önlemek için dikkatimizi N95 veya tamiflu gibi ilaçları stoklamaya vermek yerine çoğu bildirgelerde bahsedilmeyen bazı çok basit önlemleri uygulayabiliriz.

1. Ellerin sıklıkla yıkanması ( Bütün bildirgelerde bahsedilmiştir)

2. “Hands-off-the-face” “Ellerinizle yüzünüze dokunmayın” yaklaşımı. Yemek, banyo ve yara bakımı gibi zorunluluklar dışında yüzünüzün herhangi bir yerine dokunmaktan kaçınınız.

3. Ilık tuzlu suyla günde iki kere gargara yapınız( tuza güvenmiyorsanız listerin kullanınız). H1N1 ‘in boğaz ve burun boşluklarında çoğalıp enfeksiyona sebep olarak karakteristik belirtileri göstermesi için 2 -3 güne ihtiyacı vardır. Sağlıklı bir kişinin ılık, tuzlu suyla gargara yapmasının etkisi hastalığa yakalanmış olan bir kişinin tamiflu kullanması ile aynıdır. Bu basit ucuz fakat güçlü önleyici yöntemi küçümsemeyiniz.

4. Yukarıdaki 3. Önleme benzer olarak; Burnunuzun içini en az günde bir kere ılık tuzlu suyla temizleyiniz. *Günde bir kere burnunuzu sümkürün ve sonra ılık tuzlu suya batırılmış pamuk tamponlarla silerek temizleyiniz. Bu yolla burnunuzda bulunan virüs sayısını etkili bir şekilde azaltmış olursunuz.

5. Narenciye suları gibi C vitamin bakımından zengin olan yiyecekler kullanarak doğal bağışıklığınızı güçlendiriniz. Eğer ilave olarak C vitamin kullanmak zorunda iseniz emilimi artırmak için mutlaka Çinko ile birlikte alınız.

6. Bitkisel çaylar, çay, kahve gibi sıcak veya ılık içeceklerden içebildiğiniz kadar çok içiniz. * Sıcak içecekler içmek gargara yapmakla aynı etkiye sahiptir fakat ters yöne doğru. Sıcak içecekler virüsleri yaşamaları mümkün olmayan ortama sahip olan mideye doğru yıkayarak götürürler. H1 N1 virüsü mide’de çoğalamaz, herhangi bir zarar veremez ve hayatiyetını devam ettiremez.

16 Ekim 2009 Cuma

Hangi hastanelerde nakil yapılıyor.

Hangi hastanelerde tedavi ve kök hücre nakli yapıldığı sık sık soruluyor. Ben bildiklerimi yazayım, siz de eklemelerle genişletin. Böylece herkes öğrenebilsin.

Ben İstanbul'da anadolu yakasında oturuyorum. Bu yakada bildiğim kadarıyla şu hastanelerde nakil yapılıyor :

1-Marmara Üniversitesi hastanesi

Devlet hastanesi. Çok kalabalık. Senelerdir süren bir taşınma hikayesi var. Sanırım bu nedenle hastaneye bir yatırım yapmıyorlar. Laboratuvarları geç sonuç verebiliyor. Doktorları,hemşireleri imkansızlık içinde koşturan iyi insanlar. Allah onlarında, bu hastanede koşturan hasta ve hasta yakınlarının yardımcısı olsun. Randevu almak, muayene olmak çok zor. Doktorlarının bir kısmı, "Akademik Hospital" da görev yapıyor. Bu bir vakıf hastanesi.Fakat burada sadece muayene ve küçük operasyonlar (biyopsi gibi) yapılıyor, nakil işi Marmara Üniversitesi hastanesinde yapılıyor.

2-Yeditepe Üniversitesi hastanesi

Vakıf hastanesi, E5 kenarında. Sosyal güvenlik kurumları ile anlaşması var. Bildiğim kadarıyla nakil için SGK 55 bin lira ödüyor fakat üstüne cepten 40 bin TL civarında koymak gerekiyor. Hala öylemidir, sormak lazım. Transplantasyon ünitesi var, myelomayı tanıyorlar. Temiz bir hastane. Fakat hastalar memnun mudur, değil midir bilmiyorum.

3- Kozyatağı Acıbadem hastanesi

SGK ile anlaşması yok. Bir zamanlar vardı, sonra devam ettirmediler. Özel sağlık sigortanız varsa düşünebilirsiniz. Çok temiz ve çok iyi bir ekibi var. Özellikle nakil ünitesini çekip çeviren Gül (Çakırtaş) hemşireye hayran kaldığımızı belirtmek isterim.

Fakat aynı zamanda çok pahalı bir hastane, nakil ücreti cepten ödenebilecek gibi değil. Ben sağlık sigortam sayesinde burada nakil oldum, ve kontrole de burada gidiyorum. Fakat, Bağkur karnesine ilaç yazamadıkları için, sadece ilaç yazdırmak için Yeditepe hastanesine de gidiyorum. Bu da bana ek masraf ve ek iş oluyor. Hem her seferinde muayene ücreti veriyorum hem de hastanelere girip çıkmak beni tedirgin ediyor. Sanırım bu gidişle Acıbadem'i bırakmak zorunda kalacağım.

4- Anadolu Sağlık Merkezi - Gebze

John Hopkins hastanesi ile işbirliği yapıyor. Yakın zamana kadar kurulma aşamasındaydı ve henüz nakil yapmıyoruz diyorlardı. Fakat, geçenlerde bir bir hasta yakını, artık kök hücre nakli yapmaya başladıklarını söyledi. Başka bir bilgim yok.


Avrupa yakasında, tabi ki iki önemli devlet hastanesi var :


5- Çapa Tıp Fakültesi hastanesi

6- Cerrahpaşa Tıp Fakültesi hastanesi

Bu hastanelerle benim bir ilişkim olmadı. Olanlar, görüşlerini buraya yazarlarsa, herkes öğrenir, iyi olur. Aslında gelen yorumlar arasında bilgiler var fakat dağınık durumda.

İstanbul'da diğer nakil yapan kurumlar da olabilir, fakat ben bilmiyorum.

Ankara'da tabi ki Hacette Tıp Fakültesi var. (Bence gerçek tıp kurumu bu hastanedir, ne kadar boğulmuş durumda olursa olsun). Bir de İbn-i Sina hastanesini öğrendim bu gün. Diğerlerinin nakil ünitesi varmı, bilmiyorum. Bir hastane adı daha duydum fakat hatırlayamıyorum.(Bayındır olabilir mi?) Ankara'lılar, ses verin.


Anadolu'da, İzmir'de Ege Tıp Fakültesi hastanesinin nakil yaptığını biliyorum. İzmir'liler, anlatın bakalım. (Not : myeloma ile tanışma yazısının altında yer alan yorumlarda Ege üniversite ile ilgili yorumlar da yer alıyor. Onları da görün.)

Antalya'da sanırım yeni bir nakil ünitesi kuruldu (Medipol olabilir mi?). Yeditepe'nin doktoru oraya transfer oldu.

Sanırım Kayseri' de de nakil yapılıyor. Çünkü beni arayan Mersin ve Adana'lı hastalar, Kayseri'den bahsettiler.

Adana Ç.Ü.T.Fakültesi Balcalı hastanesinde ayrı bir kök hücre nakli ünitesi kurduklarını bir takipçimiz söyledi. 

Bütün bilgim budur. Siz de lütfen bildiklerinizi ekleyin ve bir hastane listesi çıkaralım. Bir çok insan da uğraşıp durmaktan kurtulsun.

Bu arada..Hastaneler, ticari kurumlar ve burada yer alan yorumlardan memnun kalmazlarsa, başıma iş açabilirler (sanki yeterince başım dertte değilmiş gibi) Bu nedenle sadece bilgilendirici yorumlar gönderin lütfen. Ölçülü olmaya, nezaket sınırları içinde kalmaya dikkat edelim, olur mu.

Sağlıcakla kalın.

İngilizce bilenler için...

İngilizce bilenler, aşağıdaki link'den myeloma destek grubuna erişebilir ve üye olabilir. Üyelere her gün yazışmaların bir özeti (ya da detayı) mail olarak gönderiliyor. Genellikle karşılıklı yakınma şeklinde olan bu maillerin arasında nadiren işe yarar bir şey çıkıyor. Fakat bu grubun bir de araştırma (search) kısmı var ki, çok faydalı olabilir.

Ben arasıra bazı şeyleri aratıyorum, fakat çok fazla mail var ve bunları okumak ciddi zaman alıyor. Artık myeloma'ya adadığım zamanı da çok azalttım ve daha da azaltmak istiyorum aslında. (Artık yetti..Myeloma lafından bile bıktım usandım, işime bakmak istiyorum). Fakat özellikle hastalıkla yeni tanışanların yakınları, tüm bulduklarını yutar gibi okuyorlar. Siz de onlardansanız ve İngilizce okuyabiliyorsanız,bu linke göz atmanızı tavsiye ederim.

Acor.org

Abone olduktan sonra (html formatını ve özeti tavsiye ederim) -search- kısmı için bir password belirleyin ve arşiv kısmına erişebilir hale gelin. Burada geçmişte yazılmış tüm mailler arasından aradığınız konu ile ilgili olanların listesini görebilir, mailleri okuyabilirsiniz.

Sizden ricam LÜTFEN BULDUKLARINIZI PAYLAŞIN.

Sağlıcakla kalın.

4 Ekim 2009 Pazar

Siyah üzüm

Siyah üzümün kanser hastaları için yararlı olduğu biliniyor. Aşağıda yer alan linke tıklayarak, bu konuda Vatan gazetesinde çıkan yazıya ulaşabilirsiniz. Umarım uzun süre arşivden kaldırmazlar.

http://w9.gazetevatan.com/Siyah_uzum_mucizesi_/244284/41/Manset

Üzüm çekirdeği tabletleri de satılıyor bildiğim kadarıyla. Fakat, kimi nasıl etkiler, bir fikrim yok. En iyisi abartmadan siyah üzüm yemek galiba.