Dikkat

Bu bloga girerken ya da yorum yazarken kimsenin isim, mail..vb. bilgisini istenmez, üye olmak gerekmez. Kişisel bilgilerinizi asla vermeyiniz.

Adres satırında (ilk kısmında) myelomabilgi.blogspot.com.tr yazmalıdır.

 

30 Ekim 2010 Cumartesi

Ya hastalık dönerse?...

İlk darbeyi aldıktan ve bir şekilde sağ kaldıktan sonra, ince bir çizgi üzerinde yürümeye başlarız ve bir kaygı gelir içimize yerleşir;  "Ya hastalık tekrar dönerse?"

Bana göre, sırf bu kaygı bile hastalığı çağıran bir "gel" borusudur. Peki ne yapmalıyız?  

Kanser, sadece  fiziksel bir hastalık değildir. Beden, ruh ve zihnin (hep birlikte) hastalanmasıdır. Öyleyse, sadece ilaç alarak, kemoterapi alarak onun hışmından kurtulamayız. Bedenimizi, ruhumuzu ve zihnimizi topluca iyileştirmeyi öğrenmemiz gerekir.

Ben, naçizane düşüncelerimi aşağıda yazdım. Katkıda bulunur, deneyimlerinizi aktarırsanız çok memnun olurum. Belki böylece hem birbirimizden öğrenir, hem de bir kılavuz oluşturmuş oluruz.

Şimdi beden, ruh ve zihin için, kendi önerilerimi sıralıyorum.

Beden için :

1- Aldığımız gıdalara dikkat etmemiz gerekir.

Şekerden ve tuzdan uzak durun. Bizde yemekler normal tuzu ile pişiyor, fakat ben elimi tuzluktan çektim. Tuz kullanmak gerekirse deniz tuzu kullanın. Şeker bağımlısı olduğum için şekeri tam kesemedim, fakat azalttım. Şeker yerine geçen tatlandırıcılar çok zararlı, sakın ha. Onların yerine az miktarda şeker bile daha iyi. Bazen bal da kullanabilirsiniz. 
Et yerine balığı tercih edin, fakat kızartmak yerine fırınlayın. Beslenmenizi %80 sebze-meyva üzerine oturtmaya çalışın. 
Hazır meyva sularından, gazozlardan, kutulanmış içeceklerden uzak durun. Kışın, portakal suyunu sıkarak içebilirsiniz. Diğer meyvalardan da bolca yiyin.
Süt bizim için çok zararlı, uzak durun (Süt aslında bir vücut salgısı). Aslında gelişme çağındaki çocuklar dışında, içilmemesi gerektiğini bile düşünüyorum. Abartmamak kaydıyla yoğurt yiyebilirsiniz.
Özellikle kahveden uzak durun. (Kafein içeriyor) Çay ve çikolata'da da kafein var, fakat ben ikisini de kesemiyorum açıkçası. Abartmayın, yeter bence.

2-Bazı ek gıdalar ile bedeni desteklememiz gerekir.

Bunları burada uzun uzun anlatacak değilim, herkes bu konuda master yaptı. (profesör olanlar da var.) Fakat bence, insan canının ne çektiğine çok dikkat etmeli. Çünkü, vücut, ihtiyacı olan şeyi size yedirir. ancak bu "yeme isteğinin" kanser hücrelerinden kaynaklanıp kaynaklanmadığını ayrıştırmanız (en azından ayrıştırmaya çalışmanız) gerekir. Örneğin, bende daha önce hiç ilgim olmadığı halde, hastalandıktan sonra, acaip bir "kabak çekirdeği" yeme arzusu   oluştu. Önce bir anlam veremedim, fakat sonra kabak çekirdeğinin çok besleyici, vitaminler açısından çok zengin ve bağışıklık sistemine çok yardımcı bir gıda olduğunu öğrendim. Seziyordum, fakat anlamış oldum. Siz de vücudunuzu dinleyin. Size ne söylüyor dikkat edin. Bazı aldığınız gıdalar çok sağlıklı olarak bilinse bile, kendinizi iyi hissettirmiyorsa, almayın. Sırf biri çok faydalı diyor diye, tatsız tutsuz, iğrenç gelen gıdaları boşverin. 

Benim rahmetli yengem, kanser hastasıydı ve son günlerini tiksine tiksine brokoli suyu içerek geçirdi. Hiç bir faydası olmadığı gibi, eziyet haline dönüştü. Böyle bir şeyin faydalı olduğuna ASLA inanmam. 

Zerdeçal'a dikkatinizi çekmek isterim. Bolca tüketin. Ben baharat olarak, yemeklerle almaya çalışıyorum.

Canınız kuru yemiş çektiğinde, makul biktarlarda yemenizi tavsiye ederim. Tabii, doğal yöntemlerle hazırlananları. Kimyasallarla sarartılmış kayısılardan, hidrojen peroksite daldırılarak canlı gösterilen kuru incirlerden (evet, yapıyor vicdansızlar) uzak durun. 

3-Egzersizler ile bedeni canlı ve makul ölçülerde tutmamız gerekir.

Ben yoga yapıyorum. (haftada bir buçuk ya da üç saat). Sosyete falan da değilim, kıt kanaat geçiniyorum. Yoga'yı hem beden hem de ruh egzersizi olduğu için tercih ettim.  Fakat, başka biri yürümeyi, hafif sporları ve namaz kılmayı tercih edebilir, hiç de eksik olmaz.  Bu aralar, çok şişmanlamış olduğumu farkettim ve on kilodan fazla kilo verdim.  Fazla kilo ve aşırı yeme isteği hiç iyi değil. Yemeklerden tam doymadan kalkın.

4-Ağır iş koşullarına artık ayak uyduramayacağımızı anlamamız gerekir.

Para yok-dert yok. Ya da tersi. Yapabiliyorsanız ne ala. Bu prensip benim iyileşmeme neden oldu fakat çok parasız kaldım. Ya da, az para-az dert. Ben şimdi bunu oturtmaya çalışıyorum. 

5- Sevdiğiniz bir işi yapın. Bu bence çok önemli. 

Ruh için :

1- Kendimizi ve diğer insanları yargılamaktan vazgeçmemiz gerekir.

Uzun lafa gerek yok. Hasta olduğumuza göre, en büyük hasarı kendimize verdik demektir. Öncelikle kendimizi yargılamaktan vaz geçelim. Hastalığın bize çok öğretici bir ders olduğunu, dersimizi aldığımızı ve artık ona ihtiyacımız kalmadığını düşünmeliyiz. Kendinizi yargılamaktan, geçmişi düşünmekten, gelecekten korkmaktan vazgeçin. Bu günü yaşayın. Bunu söylemesi pek kolay, yapması ise pek zordur. Fakat bu konuda çalışsanız iyi olur. 
Başkalarını ise kendi hallerine bırakın.  Dünyaya nizam vermeseniz de olur, bırakın dağınık kalsın. Her şeyi o kadar iyi biliyorsanız, kendinizi kurtarın önce.

2-Sevmeyi ve affetmeyi öğrenmemiz gerekir.

Önce kendinizi, hatalarınızla sevmeyi öğrenin ve affedin. Sonra gerisi gelir. Kimse ile bozuşmayın, küsmeyin. Kırıcı, eleştirel tavırları bırakın. Anlamaya çalışın, uymuyorsa, yollarımız farklı deyip bırakın. 

3-Tevekkül'ü öğrenmemiz ve uygulamamız gerekir.

Ben artık öyle bir noktaya geldim ki, hayatı bir tiyatro oyunu gibi algılıyorum. Yaratıcının, hayatımıza karıştığını sanmıyorum. Doğa kendi kuralları içinde dönüyor. (Astroloji ile ilgili olduğumu bilenler , ne demek istediğimi daha iyi anlar.) Fakat hiç bir yardım isteğinin, karşılıksız bırakılmadığına da inanıyorum. 
Fakat hayatın bu akışını sezmek, ona uymak, bazı şeylere de (bırak olsun) demek gerekiyor. Bence çoğumuz, kimyasal faktörlerin yanı sıra, hayatın akışına uyamadığımız, fazlaca direttiğimiz, inat ettiğimiz için de hasta olduk. 
Kısacası, kendinizi rahat bırakın, yaratılışın muhteşemliğine ve mükemmelliğine inanın, teslim olun ve yardım isteyin. Hayatta keyif alacak da çok şey var. 

Her şey olması gerektiği gibi oluyor, varacağı yere varıyor sonuçta.

Zihin için :

1- Hastalık havasından çıkmamız gerekir.

Hastalığı düşünmeyin, işinize bakın.  Sürekli  medikal siteleri, yayınları okumaktan da vazgeçin. (Aslında bu blog, beni hastalığa bağlı tutuyor. Fakat, ben artık bunu bir borç ödemek şeklinde düşünüyorum. Aynı zamanda, bir günlük oldu, birilerine ışık tutatbilir. Söylediklerimde, yazdıklarımda ne kadar doğru ve haklı olduğumu hep birlikte göreceğiz bakalım. )

2-Öfke ve stress'ten uzak durmamız gerekir.

Çalışmayınca, en azından eskisi kadar çalışmayınca kendiliğinden oluyor bir kısmı.  Geri kalan için, özel çaba göstermek gerekiyor. 

3-Dua etmenin faydasına ve önemine inanıyorum. (Biçilen ömre saygı göstermek ve çok ağlayıp zırlamamak kaydı ile.) Ne durumda olursak olalım, her güne şükretmeliyiz.

Bunlara ek olarak :

1- Hastanelerden olabildiğince uzak durun.

Sadece ilaç yazdırmak için hastaneye gidin. Yanınızda anti-bakteryel jellerden taşıyın ve kullanın. Tuvaletlere girmeyin. Maske takmak ayıp değil, yanınızda maske olsun. Sağa sola dokunmayın.   Hastanelerin mikrop yuvası olduğunu unutmayın.

2- Doktorların söylediklerine karşı dikkatli olun. 

Çoğu çok iyi insanlar olmasına rağmen, ilaç endüstrisinin ağır baskısı altındalar. Gerçekten düşündüklerini ve bildiklerini söyleyip yazsalar, doktorluk yapmaları bile engellenir.  İlaç şirketleri çok güçlü. Bu nedenle, çok dikkatli konuşmak, çalışmak zorundalar. (Bazıları susmayı da tercih ediyor.) Bazıları da (azınlıktalar, fakat mesleğin adını kirletmeye yetiyorlar) çok tüccar olmuş, para için olmadık şeyler yapıyor. Gerçek doktorları sezeceğinizi tahmin ediyorum. Hastalar, kendileri ile konuşan, dertleşen, iyi iletişim kurabilen doktorları hayal ediyor fakat hem bu yetenek çok az insanda var, hem de yorucu ve yıpratıcı çalışma koşulları, anlayışsız hastalar ve hasta yakınları onları bezdiriyor ve uzak durmaya itiyor. Kulp'u biraz da kendimize takmalı ve onları da anlamaya çalışmalıyız.


3- Grip aşısı olmayın. Bu artık geçerl değil. 2015 sonbaharında grip ve zatürre aşıları (2 tane) oldum.

4- Nezle, grip olmamaya çalışın, fakat olursanız da dert etmeyin. buna tasalanmanız daha zararlı bence. Sadece yatın dinlenin. Ben bazı koruyucu önlemler de alıyorum. Hasta olsam da, diğer insanlar gibi bir süre süründükten sonra iyileşiyorum. Hatta bazen onlardan da önce iyileşiyorum, çünkü onlar gün boyu koşturmak zorundalar, dinlenemiyorlar.: Güncelleme: Nezle grip olursanız bol miktarda C vitamini tableti (günde 5 grama kadar) ve balıkyağı tableti için.

5- İlaç şirketlerinin derdi başka.  

Siz anladınız onu. Uzun lafa gerek yok. 
Mucizevi ilaç haberlerine de inanmayın. Mucize keşfedilse bile, eczaneye gelmesi en az beş yıl. Ayrıca, ömür boyu yutmanız, yani iyi bir müşteri olmanız gerekecek.


6- Değerler artış eğiliminde ise.

Hemen paniğe kapılmayın. Vücudunuzdaki başka hastalıklar, iltihabi durumlar ..vb.artışa neden olmuş olabilir. Genelikle de öyle olur zaten. Paniğe kapılmanız en kötüsü. Soğukkanlı olun. (hatta aldırmayın) Hastalığı daha önce inine soktuğunuzu, tekrar sokabileceğinizi düşünün. En kötü ihtimalle başka bir ilaç kombinasyonu ile yine kontrol altına alırlar.

Düzenli olarak ölçüm yaptırmak gerektiğini de ekleyelim..


Sağlıcakla kalın.

17 Ekim 2010 Pazar

Bitkisel ilaçlar - destekleyiciler

Aşağıda, babası mm ile mücadele eden bir hasta yakınının (Duygu hanım'ın) bana yazdığı mail'i bulacaksınız. Duygu hanımla tanışma fırsatımız oldu. Ekonomist-Tarihçi olmakla birlikte, ruhen doktor olan Duygu hanım (ben bu tür insanlara fahri doktor diyorum),  supplement'leri  (yani ilaç eki olarak destek  amaçlı alınan maddeleri) uzun uzun araştırmış ve babasına uygulamış.  Yakın zamana kadar Amerika'da kaldığı için gönderdiği metinde çok fazla İngilizce var, ben de çevirmeye girişemedim açıkçası. Metin, özellikle İngilizce bilenler ve verilen linklerdeki yazıları okuyabilenler için önemli bir bilgi derlemesi.

Katkı olarak ben zerdeçal'dan başka bir şey kullanmıyorum. (Yemeklerde baharat olarak) Bir ara üzüm çekirdeği ekstresi de almış, kullanmıştım (enoant resveratrol aşağı yukarı buna karşılık geliyor.  Ben Mısır çarşısında ki Arifoğlu'dan almıştım) Kendi bağışıklık sistemimin psikolojik durumumdan çok etkilendiğini keşfedeli beri, bir şey yutarak değil, sakin ve dengeli yaşayarak sağlıklı kalmaya çalışıyorum.  İki hafta önce, şiddetli bir anjin'e yakalandımda  (eşimden kaptım) , çok dert etmedim ve normal sürecinde iyileştim.

Bu tür katkı-destek maddelerine, bitkisel ilaçlara düşkün olanlar, aşağıda yer alan bilgileri yararlı bulabilirler. Ancak yoğun olarak ilaç kullananlar, bu maddelerin ilaçlarla etkileşimine karşı dikkatli olmalılar.

---------------------------
 Umit bey merhaba,

ben bugunku konusmamiza istinaden bugne kadar kullandigimiz supplement lardan birkaciyla ilgili kabaca bilgi gonderiyorum size.

* oncelikle enoant dan (üzüm çekirdeği ekstresi) bahsetmistim. bunu babam 2005 den beri kullaniyor. dedigim gibi 8.5 yil tedavi gormeden stabil kalmasina katkida bulundugunu dusunuyoruz. surada bu konuda bilgi var:

http://www.enoant.net/page02_02_soru8.html

enoant resveratrol ve cesitli baska polyphenol ler iceriyor. resveratrol de bircok mm hastasi tarafindan kullaniliyor. margaret yazmis bir seyler:

http://margaret.healthblogs.org/other-alternative-treatments/

enoant hgb hyi de yukseltiyor olabilir.

* ikinci olarak da her gun alinan balik yaglari var. balik yagi olarak twin lab inkini almistim ben amazon dan. emiliminin yuksek oldugunu biliyorum. gunde 1200 gr bundan aliyoruz. krill oil de omega 3 un yaninda kalp kaslari ve kemikler icin faydali (bununla ilgili pubmed den cesitli seyler okumustum). bir de shark liver oil aliyoruz. bu lokositleri yuksek tutar. temel olarak kemik iliginde bulunan alkylglycerol denen madde bagisiklik sistemini guclendiren bir sey. yani ilik de yeseniz az cok buna benziyor sanirim. bununla ilgili de arastirma bulabilirsiniz.

yalniz genel olrak purity balik yaglariyla iligili onemli bir mevzu. su siteden guvenli markalarla ilgili bilgi edinebilirsiniz:

http://org2.democracyinaction.org/o/6491/p/salsa/web/common/public/content?content_item_KEY=2215

babamin tahlillerini gordukten sonra hindistan li ayurvedaci asagidaki supplement lari tavsiye etmisti (bunlarla ilgili cok bilgi var, ben aciklayici oldugunu dusundugum bir kac siteyi refere ederek yaziyorum). biz bunlarin hemen hepsini www.favorfinesse.com diye bir siteden tedarik ettik. bu sirket hindistan da ve free shipping le dunyanin her yerine urun gonderiliyor. bence bu siteye girip bakin. asagida yazdigim supplement larla alakali bir cok bilgi var. hem ayurvedik kullanimlari hem de modern research leri yazmislar:

* amalaki (indian gooseberry) --> bunu sabah aksam yemeklerden sonra 1 er tane aliyoruz. rejuvenating etkisinden ve de zengin bir vitamin c kaynagi, guclu bir antioxidan oldugundan hala kullaniyoruz, ilac gunleri haric:

http://www.planetayurveda.com/natural-herbs-atoz/i-natural-herbs/indian-gooseberry.htm

  • It is one of the maximum natural source of Vitamin C. 
  • The fruit is also useful for urine and stomach disorders. 
  • The seed is useful in diabetes and diarrhea. 
  • It acts as an anti- inflammatory and hence useful in piles, gastric and colic. 
  • An oil is helpful in hair problems. 
  • The whole plant is beneficial for eye vision. 
  • Amla tonic is useful for heart and nervous disorders. Take one to two teaspoonfuls twice a day. 
  • It is also helpful for rakta-pittam, acidity and liver disorders. 
  • The root powder is useful for stomach disorders. The powder is taken one teaspoonfuls twice daily.


* vasaka (malabar nut): bunu da amla yla ayni sekilde kullaniyoruz. babamin sebepsiz yere yillardir bogazindaki gicigini gecirdigini dusunuyoruz.

http://www.herbalremedies.com/malabar-nut-information.html

This bitter-tasting nut has expectorant, diuretic, antispasmodic, alterative, bronchial dilation, antiseptic and pesticidal properties. The leaves of the plant contain the alkaloid vasicine, which is key to bronchial-dilation and its expectorant actions, and stimulates the contraction of uterine muscles, which accelerates or induces labor. Malabar Nut is used in traditional Ayurvedic medicine for treating chest problems such as chest congestion and inflammation.

* guduchi: bunu da ayni doktor tedaviye basladiktan sonrasi icin tavsiye etmisti. hem karacigeri hem de bobrekleri korudugunu biliyoruz. amla ve vasaka yla beraber aliyor bunu da.

http://www.chopra.com/guduchi

Preventing colds and flu
• Reducing the side effects of chemotherapy drugs
• Immune system enhancement
• Chronic skin disorders such as psoriasis or eczema
• Anti-arthritic and anti-inflammatory
• Hepatitis & jaundice (helps protect the liver from exposure to toxins)
• Gout and rheumatic disorders

* punarnava: bu benim onerdigim bir supplement. hem anemi hem de bobrekler icin iyi geldigini biliyorum.

http://www.indiaoz.com.au/health/ayurveda/h_r/herbs_Punarnava.shtml

It is good for the kidneys, especially the nephron cells which are damaged by long-term hyperglycemia (diabetes). And it pacifies two of the main laws of physiology (Vata and Kapha).
Punarnava enhances the quality of 6 of the 7 categories of bodily tissues, including nutrient plasma (Rasa Dhatu), blood (Rakta Dhatu), muscle (Mamsa Dhatu), fat (Meda Dhatu), bone marrow and nerves (Majja Dhatu), and reproductive fluids (Shukra Dhatu).

* ashwagandha: bu da benim arastirip buldugum bir bitkiydi. hatta margaret da kullaniyor sanirim, onun sitesinde de bununla ilgili arastirmalara yer verilmis.

http://margaret.healthblogs.org/other-alternative-treatments/ashwagandhawithanolides/

"in 2006 an MD Anderson team made the discovery that withanolides kill MM cells in vitro. The full study, published in Molecular Cancer Therapeutics, is available online: http://tinyurl.com/2eq3pc The study abstract begins: The plant Withania somnifera Dunal (Ashwagandha), also known as Indian ginseng, is widely used in the Ayurvedic system of medicine to treat tumors, inflammation, arthritis, asthma, and hypertension. Chemical investigation of the roots and leaves of this plant has yielded bioactive withanolides. Earlier studies showed that withanolides inhibit cyclooxygenase enzymes, lipid peroxidation, and proliferation of tumor cells. But even more importantly (for us MMers), in addition to suppressing the nasty COX-2 enzyme, these compounds blocked the activation of NF-kB in human myeloma (U266) cells. Yippee! And I would like to mention that a 2004 study shows that an extract of Withania somnifera inhibited angiogenesis: http://tinyurl.com/ypq58h
A 2003 University of Michigan study (http://tinyurl.com/yqmgxh) tells us that the roots of Withania somnifera are used as a dietary supplement around the world. Furthermore, from what I have read online, Withania somnifera is non-toxic, non-addictive and has no negative side effects (but I should say that I am still looking into this matter). Indeed, a recent study demonstrated that a purified standardized extract of ashwagandha protected the heart from the well-known cardiotoxic effects of doxorubicin: http://tinyurl.com/3yjcno And withanolides may also be effective against arthritis, see this June 2007 study: http://tinyurl.com/2vfw7r
The above-mentioned 2006 MD Anderson study concludes: Overall, our results suggest that the antiproliferative, proapoptotic, anti-invasive, antiosteoclastogenic, antiangiogenic, antimetastatic, radiosensitizing, antiarthritic, and cardioprotective effects assigned to withanolide may be mediated in part through the suppression of NF-kB and NF-kB-regulated gene products."

ayurveda da da asagidaki kosullar icin kullanilmakta:

http://en.wikipedia.org/wiki/Ashwagandha

In Ayurveda, the roots of W. somnifera are used to prepare medicinal Ashwagandha. It is claimed to possess aphrodisiac, sedative, rejuvenative and life prolonging properties. It is traditionally used to treat the following syptoms and conditions, although there are few scientific studies of the health benefits of Ashwagandha:[2][3]
chronic fatigue[2][3]
dehydration[2][3]
bone weakness[2][3]
muscle weakness and tension[2][3]
loose teeth[2][3]
thirst[2][3]
impotency[2][3]
premature ageing[2][3]
emaciation[2][3]
debility[2][3]
constipation[2][3]
senility[2][3]
debility[2][3]
rheumatism[2][3]
nervous exhaustion[2][3]
memory loss[2][3]
spermatorrhoea[2][3][4]

bunun haricinde moringa oelifera fa bir donem kullanmisti ayurvedaci adamin tavsiyesiyle. su sia ağır gelmesin diye vermedik. ondan da margaret bahsetmis--genel olarak besin degeri inanilmaz yuksek bir meyve ve amazon dan bulunabiliyor:

http://margaret.healthblogs.org/other-alternative-treatments/moringa-oleifera/

"Moringa oleifera is a very nutritious tree…I mean, yes, you can actually EAT it. I read that its leaves contain more protein than yoghurt (!)…and also calcium, iron, vitamin Bs and so on. For a description of the Moringa oleifera tree, see: http://en.wikipedia.org/wiki/Moringa_oleifera Here I read that parts of the tree are used as an antiseptic and in treating rheumatism, venomous bites (!) and other conditions. Interesting…but does it affect myeloma?
A 2007 study according to which Moringa oleifera is indeed strongly cytotoxic to myeloma cells. “Oh, this is good, this is very good!,” I thought. I then checked PubMed where I found 124 studies dealing with this tree and many of its amazing properties. Today, however, I barely have enough time to take a quick look at the 2007 myeloma study. As follows.
The study (full study: http://tinyurl.com/oaeo4s) tells us that Moringa oleifera is a multipurpose tree widely distributed in Asia and commonly used in Indian traditional medicine. The leaves of this tree were used in folk remedies for tumors and as a food source for humans (and, I read elsewhere, for animals, too).
Why am I not surprised to read that this tree yields substances that are antioxidant, anti-bacterial, fungicidal, hypocholesterolemic and anti-diabetic? Familiar story, eh. In any case, the researchers tested both Moringa oleifera and Vinca rosea leaf extracts (the drugs vincristine and vinblastin derive from the latter, btw) on myeloma cells. They found that the Moringa extract had much stronger anti-myeloma effects than the Vinca one. Well, how about that?"

benim yine her ihtimale karsi aldigim supplement lar da sunlar:

guggul --> en onemli ozelligi kollesterol u dengelemesi. ayni zamanda mm icin de kullanilmakta ayurveda da.
cystone --> bobrekleri ve idrar sistemini duzenliyor bu da. bir bobrek sorunu dusumunda dusunecegiz.
reosto --> bu kemikler icin.
neem --> hem cilt yaralari ve cesitli cilt sorunlari icin iyi ve de kani temizleyici ozelligi vardir.