Dikkat

Bu bloga girerken, kimsenin bilgisini istenmez, üye olmak gerekmez. Kişisel bilgilerinizi asla vermeyiniz.

Adres satırında myelomabilgi.blogspot.com.tr yazmalıdır.

 

15 Mayıs 2011 Pazar

Myeloma evreleri

Myeloma fazlarını (evrelerini) yazmayı, hastalıkla yeni tanışanlar için faydalı buluyorum :

Faz 1

  • Nispeten az sayıda kanser hücresi bütün vücuda yayılmış durumda. Kırmızı kan hücrelerinin sayısı ve kandaki kalsiyum miktarı normal. (Yani henüz kemiklerde bir çözülme yok.) 
  • Kemikte tümör (plazmatom) oluşumu yok. 
  • Kanda ya da idrarda M-protein miktarı çok düşük. Hastalığın belirtileri ortada yok.

Faz 2

  • Vücuda yayılan kanser hücrelerinin sayısı artmış.

Faz 3

Vücuda yayılmış kanser hücrelerinin sayısı yüksek. Aşağıdakilerden biri ya da bir kaçı gözlenebilir :

  • Kırmızı kan hücrelerinin sayısı çok azalmış (anemi).
  • Kemikler çözülmeye başladığından kandaki kalsiyum oranı normalin çok üstünde.
  • Üç kemik tümöründen (plazmatom) fazla tümör var.
  • Kanda ya da idrarda yüksek düzeyde M-protein var.

14 Mayıs 2011 Cumartesi

MEDİTASYON ve KRONİK AĞRI

MIT ve Harvard nörobilimcileri meditasyonun nasıl algılamayı kontrol ettiğini ve ağrı hissinden kurtulmaya yardım ettiğini açıklıyor.

Anne Traflon, MIT haber ofisi 
5 Mayıs 2011

Çalışmalar, düzenli olarak yapılan meditasyonun, kronik ağrılardan yakınanlara yardım edebildiğini göstermişti ancak bunun arkasında yatan nöral mekanizmalar bilinmemekteydi. Şimdi MIT ve Harvard araştırmacıları bu olguya bir açıklama bulmuş gibi görünüyor.

21 Nisan tarihinde yayınlanan "Beyin araştırma" bülteninde anlatıldığı üzere, araştırmacılar, sekiz haftalık bir eğitimden sonra  kişinin alfa dalgaları olarak bilinen beyin dalgalarını kontrol edebildiğini tesbit ettiler. 

Bir MIT nöro-bilimcisi olan Christopher Moore şöyle demekte : "Araştırmalarımız, meditasyon ile geliştirilen düşünce şeklinin, dağılmaları önlediğinini, konsantrasyonu arttırdığını  ve dış dünyadan gelen uyaranların dikkatimizi çekme olasılığını azalttığını gösteriyor.  Böylelikle beyin, uyaranların bizi nasıl etkileyeceğini düzenleyebiliyor.

Beyin  hücreleri arasında iletişimi sağlamak için, radyo istasyonlarının farklı dalga boylarında yayın yapması gibi, farklı frekansta dalgalar yayınlıyor. Bu araştırmanın odağındaki dalga ise alfa dalgaları. Zira alfa dalgaları, duyulardan toplanan bilginin işlediği beyin korteksindeki hücreler arasında çalışıyor. Bu dalgaların kontrolu, ilgisiz ya da gereksiz bilginin (yani ağrının) bastırılmasına yardımcı olabilir."

1966 yılında, düzenli olarak meditasyon yapan Budist rahiplerle yapılan bir deneyde, rahipler beyinlerindeki alfa ritmini önemli ölçüde yükselttiler. Yeni araştırmada ise, araştırmacılar bu dalgaların, beynin spesifik bir bölgesindeki (korteks'teki) rolüne yoğunlaştı ; Bu bölge el ve ayaklardan gelen duyumları işlemekteydi.

Bu araştırma için daha önce hiç meditasyon yapmamış 12 denek görevlendirildi. Deneklerin yarısı, 8 hafta boyunca, dalgınlık ile (mindfullness) stress  azaltma tekniği (MBSR) adı verilen bir eğitime tabi tutuldu. Diğer deneklere ise hiç bir şey söylenmedi.

MBSR programına katılan deneklere iki buçuk saatlik bir eğitim verildi ve günde 45 dakika meditasyon yapmaları istendi.  Bir CD'ye yapılan ses kaydı ise meditasyon oturumları boyunca onları yönlendirdi.
İlk iki hafta, "vücuttan gelen duyumlara nasıl dikkat kesilebiliriz" konusuna ayrıldı. Harvard Tıp okulundan Catherine Kerr, katılımcıların, dikkati toplamak ve sürdürmek konusunda ciddi olarak eğitildiğini söylüyor ve şöyle diyor " Örneğin, katılımcılar dikkatlerini nefesleri üzerinde toplamayı ve dikkatlerini dağıtmadan uzun süre nefeslerini takip etmeyi öğrendiler. Buna benzer şekilde, dikkati bedenin farklı yerlerinde gezdirmeyi, örneğin  ayağın altında bir süre kaldıktan sonra, oradan ayrılıp, başka bir vücut bölgesine geçmeyi deneyimlediler."

Denekler, araştırma başlamadan önceki üç hafta boyunca, beyin taramalarından geçtiler. Sekiz haftalık meditasyon eğitimden sonra da, bu taramalar yinelendi ve görüldü ki, deneklerden "vücutlarının belli bir bölgesine yoğunlaşmaları" istendiğinde, alfa dalgalarının dalga boyu (amplitude) önemli oranda yükseldi.  Dalga boyundaki yükseklik, onlara meditasyon öğreten eğitimcilerde de (üstelik daha hızlı) gerçekleşti.

Bu araştırmadaki deneklerin kronik ağrı sorunları yoktu fakat bulgular deneklerin ağrı sinyallerinin sesini kısabileceğini gösteriyor. Kerr, "dikkatlerinin nereye yoğunlaştığının artık farkındalar ve ağrı tarafından esir alınmaktan kendilerini kurtarabilirler" diyor.

Araştırmalar aynı zamanda, meditasyon yapan deneklerin, yapmayanlara oranla daha az stresli olduğunu da gösterdi. Kerr, "Durumları değişmedi aslında, fakat tepkisel olmaktan vazgeçtiler, streslerini kontrol etmeyi öğrendiler" şeklinde konuşuyor.

FOX kanalında yayınlanan bu (İngilizce) konuşmayı dilemek (ve bu yazının aslı) için aşağıdaki linke bakabilirsiniz :

http://www.myfoxboston.com/dpp/morning/meditation-chronic-pain-20110509

Tıp öğrencileri ve akademisyenleri, aşağıdaki linke bakabilir : 

http://www.sciencedirect.com/science?_ob=ArticleURL&_udi=B6SYT-52K1SSX-1&_user=10&_coverDate=04%2F08%2F2011&_rdoc=1&_fmt=high&_orig=gateway&_origin=gateway&_sort=d&_docanchor=&view=c&_acct=C000050221&_version=1&_urlVersion=0&_userid=10&md5=a26f255c942654ec8f9f03043de5c6e0&searchtype=a